Hikayeleri

Misafir

Misafir
Misafir

Bir adamın evine, beklenmedik bir misafir geldi. Ev sahibi misafiri güler yüzle karşıladı. Sofra kurup ağırladı.

O akşam, mahallede komşularının sünnet düğünü vardı. Hanım sünnet düğününe gidecekti.

Evden çıkmadan kocası hanıma,

“Bizim yatağımızı kapının yanına, konuğumuzun yatağını öbür tarafa ser” dedi. Kadın,

“Emrin başüstüne ey benim iki gözümün nuru” diyerek yatakları hazırlayarak komşuya geçti.

Ev sahibi kuru ve yaş çerezler hazırladı. Gece boyunca konuğuyla bir yandan yiyip içtiler, sohbet ederek, başlarından geçenleri konuştular. Misafirin uykusu geldiğinde kapının yanındaki yatağa girip yattı.

Ev sahibi bunca hoş sohbetten sonra,” Senin için öbür tarafta yatak hazırladık” diyemedi. Hanımına söylediğinin tersine, kendisi de gidip misafir için hazırlanan yatağa girdi.

Kadın düğünden döndüğünde kocasıyla konuştukları gibi kapının yanındaki yatağa girdi. Yatağın içinde yatanın kocası olduğunu zannederek,

“Kocacığım, dışarıda yağmur yağmaya başladı. Yağmur, çamur yüzünden misafir başımıza kaldı demektir. Korktuğumuz başımıza geldi” dedi.

Bu sözleri duyan misafir, yataktan sıçrayıp kalktı:

“Hanım sen merak etme. Ben çamurdan korkmam. Yolcu yolunda gerek. Haydi bana Allah’a ısmarladık. Allah size hayırlar ihsan etsin.” Bir an şaşırıp kalan kadın söylediklerine pişman oldu.

“Ey efendi! O sözleri şaka maksadıyla söyledim” diyerek yalvarıp diller döktü. Fay etmedi.

Misâfir onları üzgün ve pişman bir halde bırakıp geldiği yere doğru yola çıktı. Ev sahipleri onun arkasından baktıklarında, misafirin yürüdüğü yolların cennet gibi aydınlandığını gördüler. Misafirin yaydığı nur, ovanın üzerindeki karanlık geceyi sıyırıp atmıştı.

Ev sahibi yaşadığı bu tecrübeden sonra, vicdan azabını hafifletmek için evini misafir evi haline getirdi. Gelene geçene hizmet etti.

Zaman zaman, her ikisinin gönüllerine gizli bir yoldan o misafirlerinin hayali gelip şöyle derdi:

“Ben Hızır’ın dostuydum. Size yüzlerce define getirmiştim. Fakat sizin nasibiniz yokmuş.”


    Her gün gönüle gelen düşünceler, sabah vakti eve gelen misafire benzer. Gelen misâfir huzursuz eder, yük olur ama ev sahibi olmanın gereği, misafiri ağırlayıp ikram etmektir. Konuk severlik misafirin nazını çekip, sıkıntılarına katlanmaktır.

Misafir

Mesnevi’den Hikayeler, Cilt 5
Mevlâna Celâleddin-i Rûmi (kuddîse sirrûhu)

Bir Cevap Yazın